Başbakan Davutoğlu, Mardin Midyat'ta İl Danışma Meclisi Toplantısı'nda konuştu

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Milletin vicdanı ve hikmetiyle, devletin aklını birleştiren kamu düzeni̇ni̇ i̇hdas etmek konusunda ki̇mse kararlılığımızdan şüphe etmesin" dedi.

Başbakan Davutoğlu, Mardin Midyat'ta İl Danışma Meclisi Toplantısı'nda konuştu

Mardin Midyat'ta bir otelde düzenlenen "AK Parti Mardin İl Danışma Meclisi Toplantısı"nda konuşan Davutoğlu, "Her ne surette olursa olsun, bir kez daha söylüyorum, bütün çukurlar kapatılacak, barikatlar kaldırılacak, ülkemin her bir ili ve ilçesi, köyü ve mezrası, özgürce insanların dolaştığı, özgürce yaşadığı beldeler haline gelcek. Bu konuda hiçbir taviz verilmeyecek" dedi.  

Türkiye'de hiçbir vatandaşın mağdur edilmediği, herhangi bir şekilde mazlum ve başı eğik bırakılmadığını gösteren bir eylem planını bugün kamuoyu ile paylaştığını belirten Davutoğlu, "Milletin vicdanını devletin aklıyla birleştiriyoruz. Devletin kudret edliyle, millete yönelik her türlü tehdidi bertaraf etme iradesi gösterirken diğer taraftan da şefkat eliyle milletimize müşfik bir ortam sağlamak için her türlü çalışmanın yapılacağını söyledim" ifadesini kullandı.

Yine kamu düzeninin mutlak surette tesis edileceğini vurgulayan Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Milletin vicdanı ve hikmetiyle, devletin aklını birleştiren kamu düzeni̇ni̇ i̇htas etmek konusunda ki̇mse kararlılığımızdan şüphe etmesin. Her ne surette olursa olsun, bir kez daha söylüyorum, bütün çukurlar kapatılacak, barikatlar kaldırılacak, ülkemin her bir ili ve ilçesi, köyü ve mezrası, özgürce insanların dolaştığı, özgürce yaşadığı beldeler haline gelcek. Bu konuda hiçbir taviz verilmeyecek. Bu bizim en güçlü şekilde vurguladığımız irademizdir. Kamu düzeni temini konusunda özellikle bütün vatandaşlarıma teşekkürü de bir borç biliyorum. Bu birlikteliğimize kasteden bu çevreler, yurt dışından aldıkları birtakım taktiklerle ve oradan aldıkları talimatla harekete geçtiklerinde şunu zannettiler. 'Biz nereden geldiği kendisinden menkul özerklik, öz yönetim gibi eyleri ilan ederiz, barikatlarla kapatırız, çukurlar kazarız ve bölge halkı bizimle beraber davranır.' Çağrılar yaptılar, 'silahlanın, ayaklanın' diye. Ama bu bölge halkı, bu aziz halk, asırlarca bir arada yaşadığı kardeşlerine karşı hiçbir tavır almazdı ve bütün bu provokasyonlara karşı bölge halkı milletin birliği, devletin bekası yönünde tavır aldı. Ben buradan bütün doğuya bütün güneydoğu Anadolu'ya selamlarımı iletiyor, hepsini bağrıma basıyorum."

DEMOKRATİK HUKUK DEVLETİ KURALLARINDAN HİÇBİR SAPMA OLMAYACAK

Kamu düzeni bağlamında, güvenlik tedbirleri alırken demokratik hukuk devleti kurallarından hiçbir sapmanın olmayacağını bildiren Davutoğlu, demokratik kazanımlardan bir an dahi geri gidilmeyeceğini, herkesin istediği gibi özgürce, istediği şekilde yaşayacağını, istediği dili konuşacağını ve istediği hayat tarzını sürdürebileceğini ifade etti.

Salondaki bir pankartta bulunan, "Arap'ı, Kürt'ü, Türk'ü, Müslüman'ı, Süryani'si, Yezidi'si tüm Midyat seninle" yazısına dikkati çeken Davutoğlu, "Ben de Arap'ın, Kürt'ün, Türk'ün, Müslüman'ın, Süryani'nin, Yezidi'nin yanındayım" dedi.

Bir başka pankarttaki, "Torosların evladı Ahmet Hocam, eğer bir gün seni yalnız bırakırsak yürüdüğün bu yolda analarımızın sütü bize haram olsun" yazısını okuduktan sonra Davutoğlu, "Bende diyorum ki, Mezopotamya'nın aziz çocukları, eğer birgün sizin için gereken bir adımı atmaktan bir an dahi tereddüt edersem, o muhterem anamdan emdiğim süt de bana haram olsun" ifadesini kullandı. 

O COĞRAFYALARI KARDEŞ BİLDİK

Şu anda Mardin gibi güzel olan Halep ve Musul'un neredeyse yerle bir edildiğine dikkati çeken Davutoğlu, Mardin'in kardeşlerinin Halep ile Musul olduğunu dile getirdi.

Başbakan Davutoğlu, güzel Halep'i, önce Suriye rejiminin uçakları sonra da onunla iş brliği yapan işgalci Rusya'nın uçaklarının yerle bir ettiğini vurgulayarak, şunları ifade etti:

"Top ateşine tuttular güzel Halep'i. Yaktılar, yıktırlar. En güzelk eselerimizi tarumar ettiler. Londra'da dün Suriye toplantısında, hepiniz adına haykırdım. Bugün sizin ileride vermeyi düşündüğünüz ve taahhüt ettiğiniz 10 milyar doları biz Tükriye olarak 2,5 milyon Suriyeli kardeşlerimiz için, sadece kamptakilere verdik, helal-i hoş olsun. Dışarı da olanların toplam sosyal maliyetleri 25-30 milyarı buluyor. Ama biz onları kardeş bildik. O coğrafyaları kardeş bildik. Biz bunları verdik, aşımızı paylaştık, çünkü bizim yüreğimiz dünyanın bütçelerinden daha büyüktür, daha geniştir, daha engindir, daha merhametlidir. Cizre'yi, Sur'u, Silopi'yi harabeye çevirmek isteyenlere, bunun için oralarda mayınlar döşeyenlere seslenerek ve sislere de onlara sesinizi duyurmak adına soruyorum. Halep'ten şu anda 15 bin kardeşimiz sınırımıza dayandı. Onların her türlü ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Arkadan belki de daha 10 binlercesi yola girdiler. Halep'ten Araplar gelir, 'Ehlen ve sehlen.' Haseke'den Kobani'den Kürtler gelir, Rojbaş. Bayırbucaktan Türkmenler gelir, hoşgeldin sefa geldin. Çünkü biz kapımıza geleni aç ve açıkta bırakmayız."

MAĞDUR KİM OLURSA OLSUN ZARARI TELAFİ EDİLECEK

Davutoğlu, eğer Türkiye diye bir devlet olmasaydı, bugün bu ülkenin kudretini pekiştirmiş AK Parti iktidarının yeni Türkiye Cumhuriyeti olmamış olsaydı, Kobani'den gelen Kürtler, Halep'ten gelen Araplar, Bayırbucak'tan gelen Türkmenlerin nereye sığınacağı sorusunu sordu.

Nusaybin, Cizre ile Silopi'de aynen Suriye ve Irak'ta olduğu gibi ateş çemberi kurmak isteyenlere seslenen Davutoğlu, "Onlar bilsinler ki biz bu kaleyi sonuna kadar savunacağız ve mazlumların başı daraldığından gidebilecekler bir kudretli ülke yapacağız" ifadesini kullandı.

Davutoğlu, ateş çemberi kurmak isteyenlerin, Türkiye'nin problem yaşadığı ülkelere gittiğini ve onların planlarının parçası olduğunu söyledi.

AK Parti iktidardayken hiçbir vatandaşın mağdur ve mazlum bırakılmayacağını belirten Davutoğlu, bugün açıkladığı eylem planında bundan dolayı bir taraftan kamu düzenini korurken diğer taraftan da terörle mücadelede mağdur kim olursa olsun zararı telafi edeceklerini ilan ettiklerini hatırlattı.

NUSAYBİN'DEN-HABUR'A HIZLI TREN PROJESİ ÜZERİNDE ÇALIŞIYORUZ

Terör odaklarının bölgede ekonomik kalkınmaya da engel olduklarına işaret eden Başbakan Davutoğlu, "Bölgenin kalkınmasını değil bölgenin geri kalmasını arzu ettiler, geri kaldığında da istismar ettiler" dedi.

Davutoğlu, AK Parti iktidara geldiğinden itibaren Doğu ve Güney Doğu bölgesine gerçekleştirilen yatırımları hatırlatarak, "Biz bugün Şanlıurfa-Habur otoyolunu yapıyoruz, Nusaybin'den-Habur'a hızlı tren projesi üzerinde çalışıyoruz. Onlar yolları mayınlarla döşerler, biz yolları güllerle döşeriz" ifadesini kullandı.

İlerleyen dönemde bütün yaraları saracaklarını vurgulayan Davutoğlu, "Çarşıyı pazarı bereketlendireceğiz, çiftçimize faizsiz kredi vereceğiz, terörden etkilenen gençlerimizin kredi yurtlar kurumunda barınma imkanı sağlayacağız, eğitimi aksamış öğrencilerimizin eğitim imkanlarını telafi edici tedbirler alacağız. Yaktıkları yıktıkları hastanelerden, okullardan daha güzelini yapacağız. Onlar ne kadar yakıp yıkarsa biz ondan daha güzelini inşa edeceğiz" diye konuştu.

Davutoğlu, kar amaçlı bir kentsel dönüşüm değil ecdada borcun bir gereği olarak ülkenin tüm tarihi şehirlerini koruma altına alacak yasal bir düzenleme üzerinde çalıştıklarını bildirdi.

AK Parti'nin belediyecilik hizmeti sunmaya çalıştığı ilçelere karşı büyükşehirin yaptığı zulüm ve ayrımcılığı bildiklerini belirten Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Büyükşehir belediyesinin bütçesinin yüzde 96,7'si merkezden gidiyor. Biz veriyoruz, bütün belediyelere verdiğimiz gibi ama halka hizmet etsinler diye veriyoruz."

1 Kasım seçimlerinden sonra yurt içinde ilk ziyaretini Mardin'e yapmaya karar verdiğini belirterek, "Çünkü Mardin bunu hak ediyordu. Bütün illerimiz gibi hak ediyordu. Ayrıca sadece 1 Kasım seçimlerinden dolayı değil, bütün bölge halkına, bütün Mardin'e son dönemde teröre karşı ülkemizin birliği, bütünlüğüne verdiği destekten dolayı teşekkürü bir borç bildim, bir borç biliyorum. Mardin'e teşekkürler olsun. Bütün Doğu'ya, Güneydoğu'ya, bütün ülkemize teşekkürü bir borç biliyorum" diye konuştu. 

İl Danışma Meclisi Toplantı'sının ilk kez bir ilçede yapıldığını belirten Davutoğlu, Midyat'ın efsane bir ilçe, gümüş ve sanatın başkenti olduğunu kaydetti. 

Akademisyen olarak ailesiyle seneler önce Mardin'e geldiğinde Midyat'ı da gezdiğini anlatan Davutoğlu, kadim yörenin ne kadar zengin bir geleneğe sahip olduğunu o zaman anladığını, dinler ve dillerin şehri olarak nitelendirdiği Midyat'a ve Mardin'in diğer ilçelerine de bir kez daha teşekkür ettiğini belirtti.

TARİHİ BİR DÖNEMEÇTEN GEÇİYORUZ

Davutoğlu, tarihi bir dönemeçten geçildiğine dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdü:

"Yüz yıllık hesapların görüldüğü, yüz yıllık birikimlerin sarsıldığı, bazen yeni yüzyıllara beşiklik ve eşiklik edecek bir dönemden geçiyoruz. Bugün sabah Mardin'de zikrettim, büyük ve tarihi birlikteliğimizin kökenleri Hz. Ömer'in bu bölgeleri fethettiği dönemlere kadar gider. 1071'de Malazgirt'te Araplar, Kürtler, Türkler hep beraber yeni bir çağın, yeni bir medeniyetin kilidini açtılar ve arkasından Anadolu'da, Mezopotamya'da, Rumeli'de, Kafkaslar'da, hep beraber çok köklü medeniyetler, çok köklü büyük gelişmelere öncülük ettiler. Aramıza nifaklar sokmak isteyenler oldu. Bugün zikrettiğim gibi Haçlılar, Moğollar, sömürgeciler, bu tarihi dönemeç içinde bu birliktelikleri sarsmak için her türlü fitneyi yaptılar ama onlara karşı biz, hep kardeşliği, hep beraberliği, hep dirliği öne çıkardık ve hamdolsun bütün bu zorlukları aştık."

Başbakan Davutoğlu, 2016'nın, 1916'nın yüzüncü yılı olduğuna işaret ederek, "Ortadoğu coğrafyasının parçalandığı, Ortadoğu coğrafyasındaki kardeş halkların birbirinden koparıldığı ve bugün Türkiye-Suriye sınırında olduğu gibi şehirlerin demiryoluyla ortadan parçalandığı bir yeni harita ortaya çıktı. Bu yeni haritayla bölünen, parçalanan bu kardeş halkları birleştirmek için çok büyük çabalar sarf ettik" diye konuştu. 

YENİ BİR YÜZYILIN, YENİ BİR TÜRKİYE'NİN İNŞASI İÇİN GECE GÜNDÜZ ÇALIŞTIK

Türkiye içinde de büyük sıkıntıların yaşandığına vurgu yapan Davutoğlu, "Türkiye içinde, bazen 12 Eylül döneminde olduğu gibi, bazen Türkiye'de etnik, bölücü faaliyetlerde görüldüğü gibi kardeşi kardeşe kırdırmaya çalışan baskıcı tutumlara da şahit olduk. Bütün bunların karşısında AK Parti olarak dimdik durduk ve 2001 yılından itibaren yeni bir çağın, yeni bir yüzyılın, yeni bir Türkiye'nin inşası için gece gündüz çalıştık" değerlendirmesinde bulundu.

Başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere bütün AK Parti kadrolarının 14 yıldır gece gündüz ülkenin birliği, beraberliği, huzuru ve refahı çaba sarf ettiklerini, bunu gerçekleştirebilmek için de tek bir güç kaynaklarının millet ve millet bağrında kendilerine duyulan muhabbet olduğunu söyledi. 

Bakanlar Kurulunun neredeyse yarısının bugün Mardin'de, Midyat'ta olduğunu belirten Davutoğlu, Midyatlılar ne isterse bunun gereğinin yapılacağını ifade etti. 

Davutoğlu, birileri ülkede aynen Irak ve Suriye'de olduğu gibi acılar yaşanmasını planlarken, bunun için çukurlar kazarken, barikatlar oluştururken, mayınlarla yolları kapatırken, askerlere, polislere, sivil polislere saldırırken, kendilerinin barışın sözcüsü, öncüsü ve her zaman takipçisi oldukları kaydetti. 

GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE İÇİN YOLA YÜRÜMEYE KARARLIYIZ

1 Kasım seçimi sonrasında yeni bir Türkiye'nin eşiğinde olduklarını ifade eden Davutoğlu, "Hep beraber güçlü bir Türkiye için bütün vatandaşların eşit vatandaşlık hukukuyla aidiyet hissettiği bir Türkiye için yola yürümeye kararlıyız" dedi. 

2001 yılında bu yola çıkan AK Parti'nin 2002'de iktidara olduğunda Türkiye'de birçok yasakların, olağanüstü halin, devlet güvenlik mahkemelerinin olduğunu bildiren Davutoğlu, bütün bu yasakların her birini birer birer kaldırdıklarını söyledi. 

Davutoğlu, demokratikleşme ile Türkiye'de herkesin özgürce kendisini ifade edebildiği, Midyat'ta olduğu gibi dillerin, dinlerin kültürlerin yan yana yaşayabildiği yepyeni bir dönemi başlattıklarını bildirdi. 

DÜNYADAKİ BÜTÜN EKONOMİK KRİZLERE RAĞMEN BAŞI DİK BİR TÜRKİYE VAR

Başları önde eğik olan bir halkın başını semaya doğru kaldırmasını sağladıklarını ifade eden Davutoğlu, "IMF'ye borç ödemek zorunda kalan, memurlarının maaşlarını dahi IMF'den aldığı borçla, krediyle ödemek durumunda kalan bir ülkeydi Türkiye. Esnafların Başbakanlık önünde yazar kasa kırdığı, işsizliğin arttığı, başların eğildiği bir Türkiye'ydi. Elhamdülillah şimdi dünyadaki bütün ekonomik krizlere rağmen başı dik bir Türkiye var. IMF'den borç alma karşısında IMF'ye borç verebilen bir ülke var" diye konuştu.

Halkın, milletin dünyada nerede olursa olsun başını dik tutmaya çalıştıklarını, yasaklara, yoksulluğa ve yolsuzluklara meydan okuduklarını ifade eden Davutoğlu, ülkede tümüyle barışın, huzurun egemen olması için gece gündüz çalıştıklarını kaydetti.

Bunu Türkiye'ye çok görenlerin olduğuna dikkati çeken Davutoğlu, "2013'te Mayıs'tan itibaren Türkiye'de yepyeni bir dönem başlarken, Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi'ni takip eden Çözüm Süreci ile bütün sorunlar masada, birlikte ama demokratik bir ortamda çözülme iradesi gösterilmişken birileri bundan rahatsız oldu. Önce Gezi olayları, arkadan 17-25 Aralık kumpasları, sonra da 6-7 Ekim olaylarıyla Türkiye'deki kardeşliğe doğrudan kasteden birtakım eylemlere giriştiler. Biz bunlara sabırla, kararlılıkla ve demokratik hukuk devleti kuralları içinde davrandık" diye konuştu. 

Son olarak 7 Haziran'da AK Parti'nin tek başına iktidar olma imkanı kazanamadığını da fırsat bilerek Türkiye'de bir kaos, bir kriz ortamı çıkarmak için hep birlikte harekete geçildiğini belirten Davutoğlu, "20 Temmuz'da Suruç'ta DEAŞ saldırısı, arkasından PKK'nın başlattığı saldırılar, Adıyaman'da askerimizin şehit edilmesi, Ceylanpınar'da iki polisimizin alçakça şehit edilmesi ve Diyarbakır'da bir polisimizin yardım için çağrıldığı yerde şehit edilmesini müteakiben huzur ve demokrasi operasyonları başlattık" ifadelerini kullandı. 

Büyükşehir Belediyesince yapılması gereken Midyat'taki ilçe içi yolların Ulaştırma, Denizlik ve Haberleşme Bakanlığınca yapılacağını belirten Davutoğlu, Midyatlıları namerde muhtaç etmediklerini ve etmeyeceklerini söyledi.

AK Parti teşkilatlarına öz güvenlerini kaybetmemeleri yönünde uyarılarda bulunan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye Cumhuriyeti devleti kadim medeniyetimizin, insanlık, merhamet zincirinin son kalesidir. Bu kaleyi düşürmeyeceğiz. Bu son kalenin de en temel burcu, AK Parti burcudur. Birileri son iki yıl içinde sabırla, demokratik hukuk mücadelesi içinde gayretle yaptığımız çalışmalara rağmen bu bölgede tek tipçi bir siyaseti dayatmaya çalıştı. Diğer partiler zaten yok. Cumhuriyet Halk Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi... Baktılar ki bir tek AK Parti var ve bir tek AK Parti'nin yiğit kadınları, yiğit gençleri, yiğit kadroları dimdik ayakta ve onlar ayakta durdukça bu bölgede bölücülük yapmak mümkün değil, AK Parti kadrolarına saldırdılar. İl başkanlarımızı kaçırdılar. Benim Siirt'te yaptığım mitinge katıldıkları için genç kızlarımızı mitingden ayrılırken darbedip baş örtülerine alçakça el uzattılar."

MİLLETİN ÇELİK YÜREĞİNE SIĞINIRIZ

AK Parti kadrolarına çok baskı yapıldığını anlatan Davutoğlu, teşkilatlarının meydanda cesurca ayakta olduğunu ve söz verdiği gibi her hafta sonu bir günü Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde geçireceğini aktardı.

Bazen güvenlik tedbiri gereğince "Sayın Başbakanım acaba biraz tedbirli mi olsak, gitmesek mi, dikkatli mi olsak" denildiğini dile getiren Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Benim vatandaşımın, benim kadrolarımın güvenli yürümediği yerde, ben de Ankara'da dahi güvenli olmam, güven hissetmem. Türkiye'nin her yeri güvenli olmadıkça bize uyku haramdır. Ceylanpınar'da iki polisimizin şehadetinden sonra gittiğimde belediye başkanımız her türlü baskıya, zulme direndi, kaç suikast atlattı. Dediler ki 'arabayla geçelim belediyeye kadar hala birtakım sıkıntılar olabilir.' Dedim ki 'Hayır, yürüyeceğim.' Halkın içinde yürümekten korkan bir lider, lider olamaz. Sonra gazeteciler sormuş, 'çelik yelek mi var Başbakan'ın üzerinde' diye. Biz çelik yeleği taşımayız, biz milletimizin çelik yüreğine sığınırız."

Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Somali'ye yaptıkları ziyarette güvenlik tedbirlerinin yetersiz olduğunu anımsatarak, "Şebab tehdidi altında Mogadişu'ya hiç korkmadan inenler, Allah aşkına, kendi ülkesinde korkarlar mı? Nasıl bunu söylüyorsam bütün AK Parti kadroları, tabii güvenlik tedbirlerini de göz önüne alacaklar ama hiçbir zaman halkın içine çıkmaktan korkmayacaklar. Hiçbir zaman başlarını eğmeyecekler, hiçbir zaman namerde meydanı bırakmayacaklar. Bu ülkenin sahipleri sizlersiniz. Eğer siz burada teşkilat olarak güçlü olmazsanız biz Ankara'da hükümet olarak güçlü olamayız" ifadelerini kullandı.

Teşkilat mensuplarından öz güvenlerini yitirmemelerini isteyen Davutoğlu, riskler var diye gelişmelerin kenara çekilip izlenemeyeceğini söyledi.

KÜRTLERİN DEVLETİ TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİDİR

Hiç kimsenin çıkıp da "Kürtlerin temsilcisi siyasi hareket" diye bir unvan kullanıp Kürtleri kendi nüfusuna yazdıramayacağını vurgulayan Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Kürtlerin nüfusu, tapusu bu topraklardır. Bu toprakların tapusu da AK Parti'nin elindedir. Kobani olayları olduğunda sordular, 'Herkesin devleti var Kürtlerin niye olmasın?' diye. Kürtlerin devleti Türkiye Cumhuriyeti devletidir, başka devlete gerek yok. Şimdi bizi Suriye'deki Kürtlere karşı tavır almakla itham edenler, HDP'nin milletvekilleri, o zaman Beşar Esed ile ilişkilerimiz iyi olduğunda benden ricada bulunuyorlardı. 'Ne olur Beşar Esed'e söyleyin de Kürtlere vatandaşlık versin' diye. Vatandaşlık, kimlik vermiyordu bu alçak Esed. Biz hep bunu ona şart koştuk, 'Kürt vatandaşlarımıza kimlik verin' diye. Şimdi ama Kürtleri Suriye'de kendi hedefleri doğrultusunda kullanmaya kalkıyorlar. Biz hiçbir yerde Kürtlere karşı değiliz. Araplara karşı da değiliz, Süryanilere, Yezidilere karşı da değiliz. Hepsi bizim tarihdaşlarımızdır. Kut'ül Ammare'de 1916'da hep beraber aynı saftaydık. Ama birisi bizim vatanımıza göz dikerse kim olursa olsun ona karşıyız ve ona haddini bildiririz.

Kuzey Irak'ta, Erbil'de, Kürt yönetimiyle, Sayın Barzani'yle ilişkilerimizin ne kadar iyi olduğu aşikar. Ne zaman başları daralsa DEAŞ tehdidi olduğunda da önce bizi aradılar, mali problemlerle de karşılaştıklarında... Hiçbir zaman yardımdan geri durmadık. Çünkü Türkiye'ye karşı faaliyet yapmadılar. Ama Suriye'de PYD, PKK'nın uzantısı olarak bu şehirlerimize Cizre'ye, Nusaybin'e silah sokmaya oradan vatandaşlarımıza zulmetmeye kalkarsa onlara da hadlerini bildiririz. Şimdi, temsil kabiliyeti bağlamında AK Parti kadrolarının bilmesi gereken şey şu; İster Türk, Kürt, Arap olun, sizler AK Parti'nin asli unsurlarısınız. AK Parti de milletin asli temsilcisidir. Onun için bu akademisyenlerin yazdığı bildiriyi şiddetli bir şekilde eleştirme sebebim de o. Kürt siyasi iradesi diye bir iradeyi kimse eline alamaz. Burada, Kürt siyasi iradesi de biziz, Arap siyasi iradesi de biziz, Türk siyasi iradesi de biziz." 

YENİDE DE ESKİDE DE BİZİM MUHATABIMIZ HEP HALKTIR

AK Parti'de Edirne ile Hakkari'nin, Artvin ile Muğla'nın iç içe olduğuna işaret eden Davutoğlu, "Başka herhangi bir parti de bu kapasite var mı? Yok, olmaz. Biz, bu ülkenin her bir karşına, bu mübarek halkın her birine aidiyet hissederiz, aramızdaki fark bu. Bütün AK Parti teşkilatlarına söylüyorum, sizin olduğunuz yerde başka hiç kimse temsil hakkı ittihaz edemez" diye konuştu.

Davutoğlu, partilileri, halk ile yoğun iletişim içinde olmaları konusunda uyardı.

İllerde bütün sivil toplum kuruluşları ve halk kesimleriyle istişare meclislerinin kurulacağını ifade eden Davutoğlu, "Hani soruyorlar ya, 'Yeni dönemde muhatabınız kim olacak?' Yenide de eskide de bizim muhatabımız hep halktır. Şimdi de her konuda olduğu gibi bu konuda da muhatabımız halk olacak. Sizden de özellikle ricam, sivil toplumla yakın iletişim içinde olun, ne ihtiyaç varsa, ne gözlem varsa bize bildirin. Her bir vatandaşımız demokratik hak ve taleplerini karşılayacağız. Her bir vatandaşımızın derdiyle ilgileneceğiz" diye konuştu.

Yerel yönetimlerin, Türkiye'de en çok AK Parti döneminde güçlendiğini dile getiren Davutoğlu, Büyükşehir Yasası'nın da bu anlamda çok büyük bir reform olduğunu belirtti. Bu yasanın da bazı yerlerde istismar edildiğini aktaran Davutoğlu, "Yerel yönetimler hiçbir şekilde birilerinin şahsi malı, bir örgütün kullandığı bir arpalık değildir. Onun için her bir teşkilatımızın yerel yönetimleri yakından takip etmesini istiyorum. Yakından takip edilecek ve milletin menfaati dışında kullanılan her kuruşun hesabı da sorulacak" ifadesini kullandı.

Davutoğlu, zorlu, çetin bir dönemden geçildiğine değinerek, "Etrafımız ateş çemberi. Birçok ekonomik ve siyasi istikrarsızlık var. Ama bunların karşısında başarılı olabilmemizin en büyük şartı, insan unsurumuz ve demokrasimiz. Ateş çemberi ne kadar yakıcı olursa olsun, onu söndürecek bizim muhabbetimizdir. Ateş çemberi bizi ne kadar ısıtırsa ısıtsın o ateş çemberini aşacak, yüreklerimizde muhabbet ışığı, ısısı var" dedi.

 

Güncelleme Tarihi: 00 0000, 00:00
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER