Gündem

Panelistler: Kimliğin temsili olan anadil için eğitimde yeterli olanaklar sağlanmalı

HÜDA PAR’ın Bingöl'de düzenlediği "Ana Dilimi Seçiyorum" programında konuşan panelistler, eğitimde normal standartların zazaca başta olmak üzere anadilde eğitim verilen derslere de uygulanması gerektiğini belirterek anadilin önemine dikkat çekti.

HÜDA PAR Eğitim İşleri Başkanlığı, okullardaki seçmeli ders sürecine dikkat çekmek ve anadil konusunda toplumsal farkındalık oluşturmak amacıyla Bingöl'de panel düzenledi.

Dr. İbrahim dağılma moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde Anadilde eğitimin bütünleştirici rolü konusunda HÜDA PAR Mersin Milletvekili Faruk Dinç, "Kimlik inşasında dilin rolü" başlığıyla akademisyen Dr. Mehmet Aslanoğulları ve mevcut sistemde seçmeli ders uygulamasındaki problemler konusunda Eğitimci Mahmut Kaya birer sunum yaptı.

Panelde mevcut sistemde seçmeli ders uygulamasındaki problemler konusunda konuşan Eğitimci Mahmut Kaya, anadilde eğitimin önündeki engellerden bahsederken toplumun beklentilerini paylaştı.

"Dilimiz, varlığımızın teminatıdır"

Mahmut Kaya

"Dilimiz; varlığımızın teminatıdır, baba ve dedelerimizin dilidir, güzeldir, tatlıdır, hoştur, annelerimizin bize helal sütü gibi helaldir." İfadeleriyle konuşmasına başlayan Kaya, "Eğitimin sağlıklı yürümesi için neler gereklidir? Bunun için kitap, dijital materyaller, kaynaklar, öğretmen, zaman, öğrenci ile toplumun talep ve isteği lazımdır." dedi.

Zazaki dersinin 2002 yılından beri ortaokullarda seçmeli olarak verilmeye başlandığını hatırlatan Kaya, "Devlet önemli ve kıymetli bir adım attı ve Zazaki dersini seçmeli ders yaptı. Biz seçmeli dersin iki saat olmasını istemiyoruz. Zazaki dersi seçmeli ders olmaktan çıkarılıp, Zazaların yoğun yaşadığı bölgelerde zorunlu ders haline getirilse; ayrıca ortaokul, lise boyunca devam etse çok daha iyi olur." ifadelerini kullandı.

Problemin bakanlık tarafından sadece Zazaki ders kitabı yazıldığını, ancak Zazaki dersi için yeterli kitap ve içerik hazırlanmadığını sözlerine ekleyen Kaya, gerekli materyallerin sağlanmadığına ve verilen ders saatinin anadilde eğitim için yetersiz olduğuna dikkat çekti.

"Haftada verilen 2 saatlik eğitimin arttırılmasını istiyoruz"

Kaya, "Dil öğretimi sadece kitapla olmaz. Matematik, fen, din ve diğer derslerde türlü materyaller bulunmaktadır. Dijital materyaller, kaynaklar, yardımcı materyaller gerekir. Zazaki dersi haftada sadece 2 saat veriliyor. Bunun 5-6 saat olmasını istiyoruz. İngilizce ilkokuldan üniversiteye kadar haftada 2-3 saat, bazen daha fazla veriliyor. Eğer mesele saatlerle dil öğretmekse, neden İngilizceye bu kadar zaman ayrılıyor? Biz de İngilizce öğretilen sistemin benzerinin Zazaki için de uygulanmasını istiyoruz." şeklinde konuştu.

Kaya, konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi:

"Okullarımıza 20-30 öğretmen lazım iken 2 öğretmen gönderiliyor ya da hiç verilmiyor. Çocuklar bazen okuduğu okulda Zazaki dersi bulamıyor. Oysa bu dersin devamlı olması gerekir. Yani Zazaki dersi ilkokuldan liseye kadar devam etmeli. Avrupa ülkelerine baktığımızda İsveç, Fransa, Almanya gibi ülkelerde Türk öğretmenler Türkçe dersi veriyor ve kim hangi dilden eğitim görmek isterse ilgili yerlere başvurabiliyor. Yani dünyada bunun örnekleri çoktur."

Anadilin konuşulması alanında yeterlilik hususuna Avrupa'da yapılan bir deneyle dikkat çeken Kaya, "Dilbilim bize şunu gösterir: Çocuk küçük yaşta dil öğrenmezse, daha sonra o dili tam ve doğru öğrenmesi zor olur. Nitekim 1957 yılında ABD Kaliforniya’da bir olay yaşanıyor: 'Ganie' adında bir kız çocuğu yıllarca izole büyüyor; yalnızca yemek ve su veriliyor, konuşma yok ve bu 30 sene devam ediyor. Durumu merak eden komşular bu çocukla iletişim kurmak istediğinde başarılı olamıyorlar." ifadelerine yer verdi.

Kaya, "Evet! Şimdi çocuk sadece Türkçe ile büyüyor. Zazaki dersi geç yaşta başlayınca gramer ve öğrenme zorlaşıyor. Bu yüzden Zazaki dersi sadece ortaokulda değil; ilkokul ve lisede de olmalı."diye belirtti.

"Dil, kimliğin anahtarıdır. Dil kaybolursa, kültür ve tarih de kaybolur"

Mehmet Aslanoğulları

"Kimlik inşasında dilin rolü" başlığıyla bir sunum gerçekleştiren Akademisyen Dr. Mehmet Aslanoğulları ise şunları söyledi:

"Kimlik, ne sadece bize dışarıdan verilen bir şey ne de sadece kendi kaderimizdir. Konuyu doğuştan ve anne karnındaki süreçten itibaren ele alırsak kimliğimiz henüz biz dünyaya gelmeden başlar. Nerede doğduk, anne-babamız kim, hangi coğrafyaya düştük? Burada hem 'biyolojik' hem de 'sosyolojik' etkenler vardır. Henüz anne karnındayken annenin ne söylediği, neyi dinlediği, ne yediği... Bunların hepsi kimliğimizin temelini oluşturur.Burada okumak ve öğrenmek ne zaman devreye girer? İnsanın kendini tanıdığı zaman. Kimliğimiz üzerinde biz kendimiz de çalışırız. Her gün, harf harf kendimizi yeniden yazarız."

Kaya, "'Dilin rolü yüzde kaçtır?' diye soracak olursak bu nokta çok kritiktir. Dil sadece konuşmak için değildir; dil, insanın huzur bulduğu evi ve aklının sınırlarıdır. Kimlik içinde dilin rolü yüzde 100’dür. Çünkü dilimizle düşünmezsek, dünyayı hep başkasının gözüyle görürüz, bu yüzde 50, eğer dili biliyor ama ona sahip çıkmıyorsak bu da yüzde sıfırdır. Dil, kimliğin anahtarıdır. Dil kaybolursa, kültür ve tarih de kaybolur. İnsan kendi diliyle dünyaya 'Ben de varım' der. Bunun kararını da 'Biz' ve 'Ötekiler' birlikte verir. Toplum sana 'Şusun' der, ama sen içeride 'Ben buyum' dersin. Kimlik, bu iki çatışmanın arasında inşa edilir. Özetle kimlik bir ağaç gibidir; kökü dünyaya gelişimizdir, dalları ise emeğimiz, okumamız ve irademizdir." dedi. (İLKHA)