Adıyaman Aile ve Dini Rehberlik Koordinatörü Aysun Doğan, Hazreti Âdem'den günümüze kadar gelen zaman dilimde insanlığın çoğalması, dünyaya yayılmasına Peygamberlerin eşleriyle he zaman aile olma örnekliğini ortaya koyduğunu ifade etti.

"Allah gökten bir melek göndererek insanlara tebliğ etmedi dinini"

Doğan, "Allah tabii ki insanı yarattı ve bir de eşini yarattı. Hazreti Adem'den bugüne kadar gelen zaman dilimde insanlığın gelmesiyle, çoğalması ile, dünyaya yayılmasıyla ve tabii ki Peygamberler eşleriyle beraber bir aile örneği ortaya koymuş oldu.. İnsanların içinden biri olan Peygamberlere risalet verdi. Onu da tabi ki bir aile yaşantısı, çocuğu, annesi, babası olan; birinin evladı, birinin torunu, birinin babası olarak var etti. Hazreti Âdem'den beri insanoğlu hep aileyle var edildi. Dolayısıyla Bizlerin bu dünya hayatındaki her türlü maddi manevi zorluğu aşmada bir eşe ihtiyacının olduğunu bize anlattı. Allahu Teâla, birlikteliği aile ortamı içerisinde bizlere sunarak aslında daha güçlü olmamızı daha dayanıklı olmamızı ve bu imtihanı kol kola girerek daha kolay aşabilmemizi bizlere bahşetti." dedi.

"Ailenin temelini muhabbet, merhamet, adalet gibi kavramlar oluşturur"

"Allah Teâla'nın, sadece aile kurmanın yeterli olmadığını iyi bir aile olabilmek için de emek vermek gerektiğini bize öğrettiğini görüyoruz." diyen Doğan, şöyle devam etti:

"Dolayısıyla sadece nikâh defterine atılan bir imza ile insan aile olmanın gereğini yerine getirmiş sayılmıyor. Aile olmak, insanın gözlerini açtığı andan ölümüne kadarki süreçte hayatının tamamını kapsayan bir dizi haklardan ve sorumluluklardan oluşuyor. Fakat burada özellikle dile getirmemiz gereken bir şey var. İslam söz konusu olduğunda ailenin temelinde yer alan kavram haklarla sorumluluklar değildir. Yani İslam aileyi daha çok hukuki değil ahlaki bir kurum olarak görür ve ailenin temelini muhabbet gibi, merhamet gibi birbirine karşı adalet gibi ahlaki kavramların oluşturduğunu söyler. Bu noktada ilk başa bağlarsak şunu görürüz, Allahu Teala Kur'an-ı Kerim'de buyurur ki 'Size kendileriyle huzur bulun diye eşler yarattım.' Bu huzur bulmak ve birbiriyle huzura ermek ahlakidir."

"Aile, toplumu pek çok kötü alışkanlıktan koruyan bir kalkandır"

Ailenin önemine değinen Doğan, "Aile diğer taraftan da toplumu olgunlaştıran, toplumu pek çok kötü alışkanlıktan pek çok zararlı tutum ve davranıştan koruyan bir kalkandır. Bunun için de ailenin oluşturduğu değerleri biz hep ahlaki temeller ve değerler üzerinden konuşmayı önceliyoruz. Allah Teâla'nın da 'Aranızda meveddet ve merhamet bağları örmesi onun varlığının delilidir.' buyurması, kendi varlığına bu kâinatın yaratıcısı olarak var olduğuna delil olmak üzere  kadın ve erkeğin arasındaki muhabbeti sevgiyi ve merhameti delil göstermesi, bizim aileyi ahlaki bir kurum olarak görmemizi kolaylaştırıyor. Peygamber Efendimizin ailesi üzerinden örnek aile modelinin İslam'da nasıl olacağını, bir Müslüman ailenin birbirleriyle nasıl saygı, hürmet, sevgiyi, muhabbet çerçevesinde yaşayabileceğini bize göstermiştir. Aralarında sorun çıktığında ki Peygamberimizin ailesinde de sorunlar yaşanmıştı, mesela Peygamber Efendimizin kızı Hazreti Fatıma ile damadı Hazreti Ali arasında da sorunlar oluyordu nasıl çözüleceğini, onlara nasıl müdahale edileceğini aslında Allahu Teâlâ bize öğretiyor. Dolayısıyla bizim aile kurmanın ne kadar önemli olduğunu bildiğimiz kadar, ailemizi korumanın ve iyi bir aile olmanın da o kadar önemli olduğunu fark etmemiz gerekiyor. Aile olmak demek  birbirinin derdi ile hemhal olmak, birbirinin hayatından haberdar olmak, birbirinin ideallerini, eşler arasında birbirinin hayallerini, geleceğe yönelik planlarını desteklemek, iyilikte yardımlaşmak iyi işleri beraber yapmaktır. Çünkü aile, çok değerlidir." ifadelerini kullandı.

"Mahremiyetin başka boyutları da vardır"

Ailede mahremiyetin önemine değinen Doğan, "Aslında her insanın kendine özel bir mahremiyet sınırı vardır. Dolayısıyla insanların birbirlerinden sakladıkları sadece kendilerine özel olmasını istedikleri ve paylaşmak istedikleri kişiye de kendilerinin karar verdiği alana biz mahremiyet alanı diyoruz. Mahremiyet derken sadece beden mahremiyetini kastetmiyoruz. İnsanların çoğu zaman zihninde aile ve mahremiyeti deyince giyim kuşamda dikkatli olmak ve bedenini korumak akla geliyor. Fakat ilk anlamı bu olsa da ve beden mahremiyetimiz çok önemli olsa da mahremiyetin başka boyutları da vardır. Mesela bilgi mahremiyeti dediğimiz insana özel bilgilerin bir başkasıyla paylaşmaya sadece kendisinin karar verebileceği bilgilerin dokunulmazlığı gibi bir durum var. Benzer şekilde mekân mahremiyeti dediğimiz bir insana özel alanların, yaşam alanlarının hatta eşyalarının, çantasının, cüzdanının ceplerinin çekmecelerinin, mahremiyeti gibi alanlar vardır." şeklinde konuştu.

"Ailede kişilerin birbirlerine karşı mahremiyete dikkat etmeleri gerekir"

Muğla'da 9 ilçede 137 km yol çalışması Muğla'da 9 ilçede 137 km yol çalışması

"Aile içerisinde mahremiyetten bahsederken biz bunların hepsini beraber düşünmek zorundayız." diyen Doğan, şöyle devam etti:

"Her ne kadar aile birbiriyle çok yakın ilişkilerin kurulduğu bir ortamsa da can cana yaşadığımız şekilde çocuklar, anne, babam, kardeş insanın bireysel olarak bir mahremiyet sınırı olduğunu unutulmaması gereken bir alandır. Ailede kişilerin birbirlerine karşı mahremiyete dikkat etmeleri ayrı bir konu; bir ailenin toplamda kendine özel bir hayatı vardır ve bu hayatın dışarıda paylaşılmaması bir diğer konudur. Yani aile mahremiyeti dediğimiz de bir gizlilik taşıyan, şahsilik taşıyan ve bir başkası tarafından bir başka aile bir başka başka öğretmen ya da iş arkadaşı tarafından aile durumlarının olaylarının da mahrem olduğunu söyleyebiliriz."

"Mekân mahremiyetinize dikkat edin"

Mahremiyetin içsel bir şey olduğuna değinen Doğan, "Aslında mahremiyet dediğimiz sınır çok içsel bir şey, çok duygusal bir şey insanların böyle dışarıdan zorlamasıyla şekillenebilecek bir şey değildir. Kur'an-ı Kerim'de hepimizin bildiği üzere mahremiyete dair uzun bir ayet var Allahu Teala diyor ki 'Hizmetçileriniz, çocuklarınız sizin yanınıza girmek isterlerse kapıyı çalsınlar, seslensinler, haber versinler. 'Hiç kimse habersiz bir şekilde bir diğerinin yanına girmesin. Yani mekân mahremiyetinize dikkat edin. dinlenmek üzere odanıza çekildiğiniz zamanlarda Sizi rahatsız etmesinler. Allah'ın Kur'an-ı Kerim'de  izin istemeyi öğretmesi hem de farkındaysanız aile içinde bakın dışarıdan değil." ifadelerini kullandı.

"İlişkilerin en temelinde mutlak surette Allah korkusu olmalıdır"

Ailevi ilişkilerde İslami ölçülerin çok önemli olduğuna değinen Doğan, "Bütün bu sorumlulukların, hakların, görevlerin, ilişkilerin en temelinde mutlak surette Allah korkusu olmalıdır. Bu yuvayı bana veren Allah Teâlâ'dır. Bu eşi bana bir nikâhta bağlayan Allah'a Teâlâ'dır. Bu evladı benim neslimden var eden Allah Teâlâ'dır bilinci bizim için ailenin içinde en temel noktadır. Aile ilişkilerini düşünürken sadece hukuksal bağlamda düşünmeyeceğiz annenin ve babanın sorumlulukları ve hakları olduğu gibi duygusal ve manevi açıdan da vazifeleri olduğunu unutmamamız gerekir." dedi.

"Dijitalleşme, aileyi etkisi altına almış"

Ailelerin sosyal medya ve internetin esiri olmaktan kurtulması gerektiğine değinen Doğan, "Dijital çağda aile yanındaki bozulmalar veya aileyi meydana getiren unsurlardaki uyumsuzluklar kurumsal ilişkilerin işleyişine zarar veren faktörler ön plana çıkmaktadır. Bu durumda aile içindeki sorun milli ve manevi değerlere yabancılaşma ortaya çıkıyor. Gösteriş, doyumsuzluk, ihtiras gibi olaylar, dijitale bağımlılık, kompleksli hayat, psikolojik eziklik gibi durumlar bize aile içindeki problemleri göstermektedir. Böyle durumlarda sağlam inanç, fıtri irade ve istikamet önemlidir. Bunla olduğu zaman aile içi problemler daha rahat çözüme kavuşur. Kulluk bilincini yerine getirmek de aile içi önem verdiğimiz noktadan biridir. Dijitalleşme aileyi etkisi altına almış, aile sessiz ve bireysel alanına çekilmiş, aile bireyleri kendi dünyasına çekilmiş. Zihinler fazlasıyla meşgul edilmiş durumdadır.  Bireyselleştirilmiş dijital çağın aileyi getirdiği nokta aile içi iletişimsizliktir. Aileler bir araya geldiklerinde birlikte olmaktan ziyade sosyal medyada olmayı tercih ediyorlar. Televizyonlar, sosyal medya çocukları avucuna almış durumdadır. Dijitalleşmeye rağmen yapmamız aile olarak birlikte olmayı, zaman geçirmeyi birlikte kitap okumayı artırmaktır." ifadelerini kullandı. (İLKHA)