Mahmut Kılınç, Seçim Çalışmaları Kapsamında Midyat'ta Geldi

Mardin Bağımsız Milletvekili adayı Mahmut Kılınç, Hüdapar bölge de bir denge olduğunu söyledi.

Mahmut Kılınç, Seçim Çalışmaları Kapsamında Midyat'ta Geldi

Hüda-Par'ın desteklediği Mardin Bağımsız Milletvekili adayı Mahmut Kılınç, Hüdapar bölge de bir denge olduğunu belirterek, Mardin halkı da bunu en güzel şekilde değerlendireceğini söyledi.

 

Mahmut Kılınç, seçim çalışmaları ile ilgili Mardin'in Midyat ilçesinde ulusal ve yerel medya ile bir araya gelerek bazı değerlendirmelerde bulundu.

 

Bir restoranda yapılan değerlendirme toplantısına, Hüda-Par Mardin İl Başkanı Şehmus Akman, Hüda-Par Midyat İlçe Başkanı İsa Altunkaynak ve yönetim kurulu üyeleri katıldı.

 

- Herkesin Türk olduğu nitelendirilmesinden vazgeçilsin

Kılınç, “Hüdapar bölge de bir dengedir. Eğer o denge kurulursa bölgenin huzur, güven ve selameti açısından bir kazanımdır. İnanıyorum da halkımız bunun farkına varmıştır.”dedi.

Seçilmeleri durumunda özellikle Meclis'te Türkiye için önceliklerimiz, yeni ve sivil bir anayasanın yapılması gerektiğini belirten Kılınç, şöyle konuştu: “Hüdapar’ın desteklediği adayları olarak, Türkiye için önceliklerimiz vardır. Kürdistan için önceliklerimiz vardır. İslami muhalefet adına önceliklerimiz vardır. Bir de Mardin için önceliklerimiz vardır. Türkiye için önceliklerimiz, yeni ve sivil bir anayasanın yapılması. Eski anayasa şu anda sorunlarımıza çözüm üretemiyor. Eskimiş bir elbise gibidir. Yeni ve sivil bir anayasa yapılsın. Bu yeni anayasada etnik ayırımcılık kaldırılsın. Eski anayasada Türk ve Türkçülük vurguları vardır. Herkesin Türk olduğu nitelendirilmesinden vazgeçilsin. Herhangi bir ideolojiye dayatılmasın. Herkese eşit mesafede özgürlükçü bir anayasa olsun. Devletin ve egemenliğin tanımında kutsal devlet anlayışından vazgeçilsin."dedi.

 

- Türkiye sırtını Avrupa’ya değil de İslam ülkelerine dayatsın

Adalet için Türkiye için önceliklerimiz olduğunu sözlerine ekleyen Kılınç, daha sonra şöyle devam etti: "Gelir dağılımında adalet, yargı önünde adalet, işçi memur alımında adalet, maaşlarda adalet. Türkiye’nin dış politikada mazlumdan yana izlemesine yönelik bazı önerilerimiz vardır. Komşularımızla düşman değil, dostane ilişkilerimizin geliştirilmesi sıfır problem politikası esas alınsın. Yine milli menfaatler değil, ortak çıkarlar esas alınsın, İslam ülkeleri ile siyasi ilişkiler geliştirilsin, hatta İslam Birliği kurulsun. Özellikle Türkiye sırtını Avrupa’ya değil de İslam ülkelerine dayatsın. İslam ülkeleri ile ilişkilerini geliştirsin. Emperyalist ülkelerin dış politikalarına devletimiz destek vermezsin. Şu anda orta doğuda yürütülen savaşta, savaşın mühendisleri savaşın içinde değil, mühendisler dışarıda aktörler savaşıyor. Buda emperyalist ülkelerin orta doğuda daha çok menfaatine, nemalanmasına yarıyor. Bizde diyoruz ki Türkiye bunların politikasına destek olmazsın. Eğer yapabiliyorsa bu savaşta taraf olmazsın, savaşı durdurulması için savaşın içinde olmayan ülkelerle bir araya gelip bu sorunu çözsün. Hayat pahallılığı, işçi, emekçinin alın terinin korunmasına dair bir takım önerilerimiz vardır.”

 

- Kürdistan’da sınırlar sembolik hale gelsin

Kürtlerin varlığı da anayasa da güvence altına alınsın diyen Kılınç, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Kürtçe ikinci resmi dil olsun. Türkçe, Kürtçe ile beraber ikinci resmi dil olsun ve anayasal güvenceye alınsın. Yine diyoruz ki Kürdistan’da sınırlar sembolik hale gelsin. Nasıl Avrupa’da endi kimliği ile istediği bir ülkeye gidebiliyorsa Kürt coğrafyasında da Kürdistan’ın dört bir yerinde yaşayan unsurlar, bunların içinde Araplar, Kürtler, Lazlar da vardır. Sadece kimlikle geçişler sağlanabilsin.”dedi.

 

- Diyanetsiz bir ülkenin geleceği karanlıktır

Mecliste, İslami Muhalefet yoktur. İslami muhalefet olmadığı içinde, İslama muhalif kanunlar çıkarmadığı belirten Kılınç, “Bu ülkede Diyanet kalkarsa, dinde kalmaz. Biz diyanetin kalmasına karşıyız. Diyanet başta gelen kurumlarımız arasındadır. Ama Diyanet özerk olsun, yetkileri daha da geliştirilsin ve bir bakanlığa bağlansın. Diyanetsiz bir ülkenin geleceği karanlıktır. Bizi ayakta tutan, birliğimizi, kardeşliğimiz pekiştiren ve bizi millet yapan dinimizdir, diyanetimizdir. Biz buna kaşıyız. O Kaldırılsın diyenlere de cevabını seçmenin vereceğine inanıyorum. En büyük siyasetçiler peygamberlerdir, salihler, enbiyalar ve evliyalardır. Ama onu kullanalar zamanla bu yüce mesleği kirletmişlerdir. İslam kötülüklerden münezzehtir. Eğer alet edilmişse, suç alet edenlerdendir. Suç İslam’dan değildir, suçu alet edenlerde arayalım. Biz hiçbir zaman İslam’ın siyasi emellere alet edilmesinden yana değiliz. Siyasetçi Müslüman olabilir, İslami şahsiyeti olabilir, ama alet edilmesinden yan değiliz. Siyaseti İslam alet edeceğiz. Biz İslam’ı siyasete asla alet etmeyeceğiz. İslam’ın hizmetkârı yapacağız. Zaten biz bunun mücadelesini veriyoruz.“şeklinde açıklamalarda bulundu. 

 


Kaynak: www.midyatweb.com

Editör: Selahattin Erol

Güncelleme Tarihi: 00 0000, 00:00
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER